İçeriğe geç

Orta Çağ Döneminde Kadınlar Ve Cadılık

Orta Çağ, tarih boyunca her zaman merak konusu olmayı başarmıştır. Değişim ve yeniliklerin gizemli, görkemli ayrıca yer yer korkutucu sayılacak bir çağ olmayı başarmıştır. Peki, bu dönemde cadılık ve kadınlar neden bu kadar iç içe geçmiştir? Her ne kadar bu döneme ait bir olgu gibi gözükse de aslında kökleri Antik döneme kadar uzanmaktadır. Ve bunlar çok nadir olarak erkekti… Peki, cadı avı kasıtlı bir kadın avı mıydı?

ortaçağ cadı avı

Orta Çağ Döneminde Cadı Avı Çağı

Bu çağ 1350 ile 1780 yılları arasındaki dönemi kapsar. Germen kültüründen gelen Mitler Avrupa’yı etkilemiştir. Özellikle bu avların görüldüğü yerler Almanya, Fransa, Polonya ve İsviçre’dir. Buralarda cadı avı adı altında yaklaşık 50.000 insan yargılanmış ve infaz edilmiştir. Bu sürece etki eden faktörlerden en önemlileri de dönemin dini, siyasi yapısı, sosyo-ekonomik ve insanların içinde bulunduğu zihinsel şartlardır. Yapılan ilk kayıtlarda bu kişiler gelecekten haber veren ve doğaüstü güçlere sahip kişiler olarak görülmüşlerdir. Fakat zamanla bu algı değişime uğrayarak daha kötücül bir havaya bürünmeye başlamıştır.

ortaçağ cadı avları

Genel olarak insanlar tarafından kabul gören cadı algısı; çocuk sevmeyen, kadınların üreme ve doğurganlıklarını tehlikeye atan, yaşlı kambur ve çirkin kadınlar yahut tanrıçalar olarak algılanmaktaydı. Cadılık Avrupa’ya özgü bir figür iken, şeytan Asya’dan gelen bir Mit olarak kabul edilmiştir.  Fakat bu kavrama her dönemde farklı anlamlar yüklenmiştir. Asıl anlamını ise geç Orta Çağ ve erken Modern dönemle birlikte kazanmıştır. Özellikle ebelik mesleğini yapanlar veya dul kadınlar bu suçlamalarla daha çok karşılaşmışlardır. Aslında bu batıl düşüncelerin oluşumdaki en önemli sebep doğumlara yardım etmeleri yahut kadınların üreme güçleri üzerindeki bu etkileri idi. Kiliseye göreyse doğuma yapılan her etki çok büyük günah ve tanrının emirlerine karşı gelmek olarak görülüyordu. Kiliseye göre bu durum da onların yakılmasına haklı bir gerekçe olarak gösteriliyordu.

ortaçağda kadınlara yapılan işkenceleri

İlk başta fakir ve alt tabakadan insanlar hedef gösterilirken daha sonra soylular ve rahibelerin de suçlanması korkunun giderek yayılmasına yol açmıştır. Özellikle bu dönemler içerisinde yaşanan salgın hastalıklar ve beraberinde getirdikleri karamsar ve mutsuz ortamda yaşayan bu insanlar yine kendilerine günah keçisi olarak kadınları tercih etmişlerdir. Tüm sorumluluğu cadılara yüklemişlerdir. Çünkü genel inanışa göre cadıların hava koşulları ve kıtlık gibi bazı olayların üzerinde büyük etkileri vardır. Cadılar zaman zaman iyi olarak algılanmış ve insanlara otları ile şifa getiren, onları iyileştiren kişiler olarak görülmüştür. Onlara ihtiyaç duyulmuştur.

Orta Çağ – İşkencenin Altın Çağı

Genel düşünme yapısı tek bir mantık üzerine kurulu idi: Lehinde ve aleyhinde. Bu kadınlara yapılan işkencelerden bazıları oldukça acımazdı. Üstüne üstlük yargılanan kadınlar için tanık kavramı tamamıyla geçersiz sayılıyordu. Çünkü tanıklar büyü altında görülüyordu.

Orta Çağ – İşkencenin Altın Çağı

Orta Çağ Erkekleri Ve Kilise

Neolitik çağlarda erkekler kadına değer verirken, Orta Çağ’da bu değer kaybolmuş ve kadınlar küçümsenmeye başlamıştı. Fakat bu dönemde kilise ve erkekler kadını sadece bir ‘’Arzu’’ nesnesi olarak görmüşler. Ayrıca onların ne kadar şeytani olabileceklerinden bahsetmişlerdir. Yine bu dönemde kadınlar için en büyük onurun erkekleri doğurmuş olmaları ve kocalarına yaptıkları kadınlık rolleri olduğu düşüncesi vardır.

Kadının en büyük görevi namuslu olmaktı. Bu tanıma uymayanlar ise bu avlar sayesinde temizlenmeye çalışılmıştır. Zamanla cadı avı yalnızca Katolik kilisesine özgü olmakla kalmamış, Protestan kilisesi de cadıların peşine düşmüştür. Genel anlamda Enginizasyon’un temel noktası haline gelmesi için, İncil ve Tevrat’ta kadınlarla ilgili bölümler hazırlanmıştır. Engizisyon mahkemelerinin cezalandırma konusunda güçlü yetki sahibi olmalarının nedeni ise papalığın onlara verdiği destekti.  Kilise ve sivil yönetimlerin desteği ile bu inanışlar yasal bir çerçeve kazanmıştır. Cadı avcılığı da entelektüel birikimden yoksun gruplar arasında çok kolay yer bulmuş ve yayılmıştır.

ortaçağda engizisyon mahkemeleri

Hıristiyanlığın ilk zamanlarında kadınlar bazen lanetlenmiş bazen de yüceltilmişlerdi. Fakat daha sonra “iblis dünyadaki hâkimiyetini cadılar ve kadınlar ile elinde tutmakta” düşüncesi ve onların uğursuzluk kaynağı olarak görülmeleri, bu dönemde cadılığın kadınlara yöneltilmesinin bir nedeni haline gelir. Kilise sadece cadıları değil onların öğretisine karşı gelen herkesi temizleme amacı gütmeye başlamıştır. Bunun sonucunda cadı olmakla suçlananları da şeytanla ilişkili olmakla suçlayarak bu insanların toplum tarafından dışlanmalarını sağlamıştır. Bu yüzyıllar arasında cadılık ve suçlamalar bir nevi siyasi ve dini mücadele aracı haline getirilmiştir. Feodalite de bu duruma zemin hazırlamış ve devletin güçsüzleştiği ve bireylerin korunmadığı bir ortam yaratmıştır.

ortaçağ engizisyon mahkemeleri

Kilisenin teolojik olarak ortaya attığı savlar, bu davada krallıklara da yaramıştır. Buna örnek olarak Avrupa’daki kralların çoğunun büyük mülk sahiplerini cadılık ile suçlayarak kendilerine itaati sağladıkları gösterebiliriz. Ayrıca cadılık ile suçlananların suçlarını itiraf etmeleri durumunda mal, mülk ve emlakları müsadere edilirdi. Ayrıca hâkim ya da cellat gibi kişilere bırakılırdı. Öyle ki bir dönem cadılar için haçlı seferi çağrısı bile yapılmıştır. En sonunda kilise bireyin günlük yaşamını dahi denetim altına almak istemiştir.

Orta Çağ Döneminin Kadınları

Bu dönemde hangi sosyal statüde olursa olsun, ekonomik ve yaşamsal kaoslardan en hızlı etkilenen kadınlar olmuştur. Onlara biçilen tek rol cefakâr annelik ve kocasına kadınlık yapmalarıdır. Kadınlar ise bu baskı ortamı altında değer görebilecekleri farklı alanlara yönelmişlerdir. Buna örnek olarak katıldıkları hatta liderlik yaptıkları köylü isyanları verilebiliriz. Kırsal kesimlerde doktorluk görevi gören kadınlar maalesef erkek egemenliği altında ezilmişler. Sayıları günden güne azalma göstermiştir. Kadınların toplumsal olarak onlara biçilen roller çerçevesinde hareket etmeleri istenmiştir. Çünkü onlar en basit şekilde bile özgür olmaktan yoksun bırakılmışlardır.

Etiketler:

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir