İlk görüşte aşk, vakitsiz bir ölüm ve geriye kalan heykeller, tapınaklar, sikkeler…
İmparator Hadrianus
Kimileri göre M.S. 76 yılında İspanya’da doğan daha sonra italya’ya gelen, kimilerine göre ve kayıp otobiyografisine göre ispanya’dan göçmüş bir ailenin İtalya’da doğan oğullarıydı. O sıralar tahtta olan Trajan ile baba tarafından akrabalıkları olsa da tahta halef olan olarak görülmüyordu. Fakat Trajan’ın karısının da desteğini arkasına alarak, kuzeni Vibia Sabina ile formalite ve genel anlamıyla mutsuz bir evlilik yaparak kendisini ön plana çıkarmayı başarmıştı. Böylece imparatorluğa giden yolda ilk adımlarını atmıştır.

Her şeye rağmen Trajan onu halefi olarak görmemiştir. Fakat karısının da büyük etkisi ile ölüm döşeğinde iken bu fikri değişmiştir. Böylece M.S. 117 de imparator olmuştur. Onun ismi Antik Roma’nın en güçlü imparatorları arasında anılacaktır.
Genel anlamda fetihleri ile öne çıkmayan Hadrianus, barış politikası uygulamıştır. Barış ve güvenlik için ise imparatorluğun çoğu yerine surlar ve karakollar yaptırmıştır. Bunun yanı sıra sanata ve mimariye çok meraklıdır. Özellikle şiire oldukça ilgi gösteren Hadrianus’un günümüze birçok şiiri ulaşmıştır. Dış görünüş olarak o dönemlerdeki diğer imparatorların Yunan güzellik idealine uyarak sakalsız bir şekilde tasvir edilmelerinin aksine onun sakallı oluşu dikkat çeker.
Antinous
Hadrianus diğer imparatorların aksine zamanının çoğunu seyahatler düzenleyerek geçirmektedir. Roma genelinde Lejonları kontrol için çıktığı bir seyahatte ise Claudiopolis’de yolları Antinous ile kesişecek ve ilk görüşte birbirlerine aşık olacaklardır. 27 Kasım 111’de Bithynia’da doğan Antinous, o günden sonra Hadrianus ile aralarında olan büyük yaş farkına rağmen aşk yaşamaya başlar.
Bir ihtimale göre page (iç oğlanı) olarak eğitilmek ve hizmet vermek üzere, yavaş yavaş yükselip gözde konuma geleceği Roma’ya gönderilmiştir. Kimine göre ise 20’li yaşlarda olan bu genç delikanlı imparatorun Anadolu’ya olan seyahatinde ona eşlik etmiştir. Tarihçiler Hadrianus’un herhangi bir kadına karşı romantik ya da cinsel ilgi gösterdiğine dair herhangi bir kanıt bulunmadığına dikkat çeker. Antinous da eşcinselliğin ruhu olarak görülmüş ve adı bu özelliği ile iç içe geçmiştir.
Hadrianus Aşkları
İmparator’un her ne kadar birkaç favorisi olsa da Antinous’u her zaman onlardan ayrı tutmuştur. Birlikte çıktıkları seyahatlerden ve avlanmaktan büyük zevk duymuşlardır. Antinous’un yaşadıkları bu ilişkide Hadrianus’u gerçekten sevdiği düşünülür. Ayrıca ilişkilerini herhangi bir kişisel kazanç için kullandığına dair bir kanıt da görülememiştir. M.S. 127’de Hadrianus o zamanın doktorlarını şaşırtan gizemli bir kronik bir hastalığa yakalanmıştır. Bu nedenle de aynı yıl içinde çıktığı seyahatlerde yanına Antinous’u da almıştır.

Birlikte İtalya’nın bazı bölgeleri, Kuzey Afrika ve Atina’ya gitmişler ardından da Doğu tarafına giderek buradaki Yahudi nüfusu ‘’Romanize’’ edemediğinden endişelendiğinden, eski bir yahudi tapınağının bulunduğu yere Jüpiter tapınağı inşa etmiş ve sünneti yasadışı hale getirmiştir. Buradan Libya’ya geçerek sorun yaratan bir aslanı avlamaya gittikleri sırada Hadrianus Antinous’un hayatını kurtarmıştır. Bu olayla o kadar gurur duymuştur ki madalyonlara bile resmetmiştir.
Ölümü
Bu olaydan bir ay kadar sonra Nil nehrine doğru yolan çıkan Hadrianus ve Antinous’un yanında Lucius Ceionius Commodus’da vardır. Bazı tarihçilere göre o Antionus’u Hadrianus’un sevgisi için bir rekabet olarak görmektedir… Ancak imparatorla hiç bir zaman romantik bir ilişki içinde olmamış gibi gözükmektedir. Antionus 130 yılında Nil nehrine düşerek hayatını kaybeder. Fakat kayıtlara hiçbir zaman kaza olarak geçmemesi ölümünü şüpheli bir hale getirmiştir. Ölümünün ardından birkaç teori ortaya atılmıştır. Bunlardan biri Hadrianus’un sevgisini kaybeden Antinous’un kendini öldürdüğüdür. Fakat böyle bir durum olmaması için ölümünün ardından Hadrianus’un verdiği tepkinin hiç de sevgisinde bir azalma varmış gibi olmaması gösterilebilir.

Bir diğeri ise Hadrianus’un sağlığının ve ömrünün uzun olması için onun kurban olmaya gönüllü olmasıdır. Fakat Hadrianus, insan kurban edilmesine karşıdır ve yönetimi boyunca buna karşı kanunları güçlendirmiştir. Son teori ise Antinous’un gençliğini korumak için gönüllü olduğu, başarısız giden bir hadımlamada hayatını kaybettiğidir. Fakat Hadrianus kastrasyona çok karşıdır ve ayrıca Antinous da bundan etkilenemeyecek kadar yaşlıdır. Sebebi her ne olursa olsun ölümünün ardından Hadrianus büyük bir keder ve büyük ihtimalle güçlü bir suçluluk duygusu içinde olduğundan günlerce ağladığını biliriz.
Nil nehrinde ölenler Mısır’da Tanrı Osiris ile özdeşleştirildiğinden rahipler tarafından mumyalamak istenmiştir. Fakat cesedine tam olarak ne olduğu belli değildir. Onun adına Nil nehri kıyısında bir şehir kurulmuş ve kült alanı olmuştur. Tüm imparatorlukta yas ilan edilmiştir. Tanrılaştırılan Antinous yeni gelişmekte olan Hristiyanlık için bir tehdit haline gelince din adamları onu utanmaz ve skandal bir çocuk olarak tanımlamışlardır.
İmparatorlar Ve Eşcinsellik
Birçok imparatorun bu tür ilişkileri olduğu tarihte yazar. Ceasar için ‘’her kadının erkeği, her erkeğin kadını’’ denilmekte, Nero içinse sevdiği genç erkeği hadım ettiği ve onunla evlendiğini biliriz. O dönemde erkekleri birbirleri ile mektuplaştıkları ve içeriklerinin özel şeyler olduğu dikkat çeker. Bu durum yakınlık derecelerini cinsel yolla gösterdiklerini ortaya koyar. Roma bariz bir şekilde ataerkil bir toplumdur ve özgür erkek kendisini ve ailesini yönetme hakkına sahiptir.
Fetih zihniyeti ve ‘’erkeklik kültü’’ hemcins ilişkileri şekillendirmiştir. Bazı kısıtlamalara rağmen eşcinsel ilişkiler M.S. 6. yy.’a kadar yasak değildir. Devlet zamanla bireyler arası ilişkiyi de kontrol etmeyi talep eder ve yasaklamaları getirir. Fakat dönemin dini ve felsefi yaklaşımları genel olarak cinsel hazzı yermiş ve ahlaki değerleri yüceltmiştir.