İçeriğe geç

Antik Mezopotamya Tanrıçası İnanna Kimdir?

İnanna tam bir kadın figürü, gücün ve aşkın sembolü… Peki, bu figür mitolojik hikayelerde sadece aşkları ile mi yer bulmuştur? Elbette hayır. Peki, İnanna kimdir? 

Vazgeçilmez Tanrıça İnanna

Sümer mitolojisine baktığımızda ilk dikkat çeken isimlerden biri şüphesiz ki tanrıça İnanna olacaktır. Tarih boyunca değişik isimler alsa da yerini her zaman korumayı başarmıştır. Akadlarda İştar, Musevilerde Astarte, Yunan’da Aphrodite ve Roma’da Venüs…  O güzelliğin, şuhluğun, çekiciliğin, şefkatin, hırsın, kavganın, önderliğin, kurnazlığın, bereketin ve çoğalmanın sembolüdür. Tanrıçanın ilham olduğu eserler çivi yazısı ile kilden tabletler üzerine yazılarak daha sonraki nesillere kalıcı bir biçimde ulaştırılmıştır.

Antik Mezopotamya Tanrıçası İnanna Diğer Adıyla Aphrodite
Antik Mezopotamya Tanrıçası İnanna Diğer Adıyla Aphrodite

Ailesi ve Diğer Tanrılar ile İlişkileri

İnanna, Anu ve Ay tanrıçası Nanna’nın kızlarıdır. Kardeşleri güneş tanrısı Utu, yağmur tanrısı İshkur ve yeraltı kraliçesi Ereshkigal’dir. İnanna’nın hikayelerinde kardeş sevgisinin en yücesini görürüz. Özellikle ikizi olarak tasvir edilen Utu ile ilahi adaletin uygulayıcıları olarak görülürler. Karakter olarak kendisine verilen gücün daha da fazlasını kazanmak için sürekli çabalayan genç bir tanrıça olarak tasvir edilmektedir.

İnanna kurnazlığı ve bilgeliği ile göğe ve yere egemen tanrıların en üstü olan Ehlil’e istediğini yaptırmış ve en akıllısı olan Enki’yi  aldatmayı başarmıştır. Bunun gibi birçok mitolojik hikâyede daha ortaya çıkar ve diğer tanrıların da egemenliklerini ele geçirmeyi başarır.

Cennetin Kadını İnanna

İnanna ‘’Cennetin Kadını’’ anlamına gelir. Sümerler tanrıça İnanna’da kadınlarda görmek istedikleri tüm özellikleri toplarlar ve onu yüceltirler. O cinselliğin ve savaşın tanrıçası olarak benimsenmektedir.  Her ne kadar bir aşk tanrıçası olarak görülüp tapınılsa da, o bir evlilik tanrıçası değildir. Bir anne figürü değil arzunun ta kendisidir. Hikâyelere aşkı, insafsızlığı ve ilişkileri ile konu olur. 

İnanna güçlü bir kadın figürü olarak genellikle aslanlarla sembolize edilir. Bunun yanında sabah ve seher yıldızı olarak da görülerek saygı görmüş bir tanrıçadır. O tüm bu özellikleri ile toplumun süsü ve Sümer’in neşesi haline gelmiştir. Sümer’in önde gelen kadınları onun tapınaklarında görev alabilmek için adeta yarışmışlardır. 

Antik Mezopotamya Tanrıçası İnanna Diğer Adıyla Aphrodite
Antik Mezopotamya Tanrıçası İnanna Diğer Adıyla Aphrodite

İnanna’nın Aşkı

İnanna daha önce de bahsettiğim üzere birçok aşk hikâyesinin ana kahramanı olmuştur. Fakat bunlardan en bilineni ve önem verilenlerden biri İnanna ile Çoban Tanrısı Dumuzi’nin, ülkeye bereket sağlayan evlenmesidir. Her ne kadar burada evlenme olarak bahsedilse de İnanna hiç evlenmemiş olarak tasvir edilmiş halde de karşımıza çıkar.

Sümer’de bereket kültü nasıl doğmuştur?

İnanna toprağın bereketi ile bağdaşmış bir tanrıçaydı. Sümer ekonomisi de tarım ve hayvancılık üzerine kurulmuştu. Uruk’un baş tanrıçası olarak görülen İnanna’yı, kral ile evlendirerek ülkeye bolluk ve bereket getirmek istenmiştir. Bunun üzerine Uruk’un dördüncü kralı Dumuzi’yi Çoban Tanrısı yaparak Tanrıça ile evlenmek üzere seçmişlerdir. Hikâye sırası ile İnanna’nın Dumuzi’yi koca olarak seçmesinin ardından evlenmeleri ile devam eder. Büyük bir aşk ve zevkle başlayan bu evlilik İnanna’nın yeraltı dünyasına gitmesi ile acı bir hal alır. Yeraltı Tanrıçası olan kız kardeşi Ereşkigal’i görmeye gider. Fakat kız kardeşinin gelişini bir tehdit olarak algılayan ve buraya sahip olmak istediğini düşünen Ereşkigal, İnanna’yı bir cesede dönüştürür. Aynı zamanda kardeşinin kocasını baştan çıkarmak için yeryüzüne bir kız gönderir. 

Tanrıça, veziri Ninşubur’un yalvarması ile Bilgelik Tanrısı Enki tarafından kurtarılsa da yerine birini bırakması gerekmektedir. Tanrıça yerine birini ararken gittiği erlerden onun gidişinin ardından yasta olan tanrılara kıyamaz ve hiçbirini vermek istemez. Uruk şehrine geldiklerinde ise kocası en iyi kıyafetlerinin içinde kucağında bir kız ile tahtta otururken bulur. Buna çok sinirlenen Tanrıça derhal Dumuzi’nin götürülmesini emreder. Kızı da öldürtür. Dumuzi yeraltında Güneş Tanrısına onu kurtarması için yalvarır. O da Dumuzi’nin elini ayağını yılana çevirerek kaçmasına yardımcı olur. Onu yakalamak için peşine düşen cinlerden önce kardeşinin evine saklanır oradan da  kırlara kaçar. Burada bir rüya görür ve hemen kardeşine anlatmak için yanına gider. Kardeşi ona bunun tekrar yakalanacağına dair bir işaret olduğunu söyler. 

Yaptığına çok pişman olan İnanna ama kocasının da cezasız kalmasını istemez. Dumuzi’nin Kardeşi olan rüya yorumcusu Tanrıça Geştinanna’ya yardım eder ve tanrılar meclisindekileri onun kardeşi yerine yarım yıl yer altında kalacağını söyleyerek Dumuzi’nin yeryüzüne çıkmasını sağlar. Bu dönem bahar dönemine denk gelmektedir. Bu birleşme ile yeryüzüne bereket getirerek, tüm bitkiler yerlerinden fışkırır ve hayvanlar yavrulayarak ve yumurtlayarak çoğalmaya başlarlar. Sümer dincileri o günü yeni bir yılın başlangıcı olarak kabul ederler.

Hıristiyanlar arasında İsa’nın yeryüzüne çıkması, bereket getirmesi inancına dayanan ve yumurtalarla kutlanan Paskalya ile İngiltere’de Faster Yortusuyla, İslamiyet’te Hızır ile İlyas peygamberin birleştiği düşünülen Hıdırellez şenlikleri bu kutsal evlenme töreninin bir uzantısı olarak görülebilir. Ayrıca takvimlerde yer alan Temmuz ayının adında Dumuzi’den gelmektedir.

Etiketler:

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir