Sanatın yeniden doğuşu ile yeni bir doğrunun tanımlanması: Gotik sanatı. Taştan bir köprünün üzerinde iç açıcı bir gerçekliğe atılan sert adımlar olarak tanımlanabilir belki de bu dönem. 1000 yıllık bir karanlığı, güneşin yeniden doğduğu İtalya’nın güzelim tepelerinde aydınlığa kavuşturan sanattır. Bir ayağı orta çağa, bir ayağı ise Rönesansa dayanan Gotik sanatı, XII. yy’da çıkmıştır karşımıza. İ.S 5. yy’da birleştirici bir kültür olan Hristiyanlığın yanında, karanlık feodal çağın da rol üstlendiği uzun perdelik, karanlık bir oyundur Orta çağ. Seyirci kitlesinin belki de sınırlandırılması gereken, “cadıların” kol gezdiği, ulusal krallıkların ortaya çıktığı, okul sisteminin kilisenin gölgesinde şekillendiği bir oyundur bu.
Tuvallerin de aynı oranda karardığı bu perdenin sonunda ise detaylarında parlayan beklenmedik bir kahraman çıkar sahneye. Bu detaylara gösterilen önem, ışığın özgün kullanımı ve çizgilerin önemi, bu dönemin kapanışını yapacak olan sanatın en önemli özellikleridir.
Giotto Kimdir?
Gotik sanatı her ne kadar kaligrafik imzasını sivri uçlu kemerlere atarak tanınmış olsa da, bu ününü aynı zamanda yetiştirdiği sayılı ressamlarına borçludur. Bu sanatçılardan belki de en çok tanımışıdır Giotto Di Bondone. Sonraları bir efsane olarak tanımlanacak ilk artistlerden biridir.

Çağdaşlarından sadece fresk* sanatıyla ilgilenip mimariye pek de itibar etmemesiyle ayrılan Giotto, bu sanatın saray duvarlarına taşınmasını sağlayacak sanatçıdır. 1266 yılında Floransa yakınlarında küçük bir köyde doğan sanatçı, babasının koyunlarından bir tanesini çizerken keşfedilmiştir. Kendi sanat anlayışını antik roma sanatından etkilenerek geliştiren ressam aynı zamanda gotik akımın etkisiyle berraklığa da oldukça önem gösterirdi. Oldukça özgün eserlere imza atan giotto’nın baş yapıtı ise encrico Scrovegni tarafından yapılan Padova’daki Scrovegni (Arena) Şapeli’nin dekorasyonudur. Böylece şapeldeki eserinden sonra kendini boşluğun mimarı olarak tanımlayan sanatçı uzak kaldığı mimari akımda da bir yer edinmiş olur.

Şapeldeki eserlerini bu kadar yüksek bir mertebeye ulaştıran ise ressamın diğer eserlerinde de göze çarpan, çağ açıcı ışık kullanımdır. Şapelin batı duvarını boydan boya kapladığı “The Last Jugement” tek bir ışık kaynağı olacak şekilde resmedilmiştir. Bu sayede Giotto batı penceresinden gelen ışık huzmeleri ile natürel bir anlaşma yapmıştır.
Giotto’nun Sanatı
Giotto, kurgunun değil gerçekliğin ressamıdır ve anlattığı hikayelerde göze çarpan bu natürelliği çağlar boyu örnek alınmıştır. Bir çağı arkasından kaparken beraberinde eski fresk sanatına da yeniden anlam verir sanatçı. O güne kadar gözlemciye uzak ve yapay bir hava veren freskler ressamın fırçasıyla dramatik ve canlı bir anlatım kazanır. Onunla beraber gözlemcinin pozisyonu hayati bir anlam kazanır ışık için. Ressamın büyüleyici fresklerinde anlattığı hikayelerde önem sıralarına göre yerleştirilmiş karakterler çarpar göze: Her öykü ana ve yan karakterler olmak üzere bir hiyerarşik düzlemde resmedilir.

Yıllarca ıslanmış taşların üzerinde, XV. yy’da doğacak güneşin rengini tutturmayı denemiş ilk ressamlardandır Giotto. Floransa’da bir süre takip edilmesi güç olacak bir modernleşme öncüsüdür. Hümanizmin yeniden doğuşta yeşerdiği bir dönemin tohumlarını atan ressam, Çizgilerin ıslak detaylarda anlam bulduğu fresklerinde yaşamaktadır.
Fresko Ne Demek?
*Kelime kökeni olarak İtalyanca “fresko (taze)” sözcüğünden türeyen; yeni sürülmüş ıslak sıva üzerine boyalarla resim yapma tekniğidir.