Rönesans döneminin en bilindik ressamlardan biri olan Botticelli’nin Venüs ve Mars eserini biraz inceleyelim istedik. İlk bakışta dikkatimizi çeken veya çekmeyen bütün detaylara dikkatlice bakalım ve gizlenen anlamları birlikte keşfedelim. Fakat önce, bu harika eserin sahibi olan Sandro Botticelli’nin kim olduğuna bakalım…
Sandro Botticelli Kimdir?
Botticelli, 1 Mart 1445 yılında Floransa’da doğdu. Asil bir aileye sahip olduğu için, dönemin meclisi onları her açıdan desteklerdi. Babası, Mariano di Vanni dei Filipepi, onu yetiştirir ve eğitim alması için oğlunu, arkadaşı olan Botticelli’nin yanına çıraklık için gönderir. Evet isimleri aynı. Sandro Botticelli, adını, yanında çalıştığı ustasından alır. Botticelli, “ küçük fıçı” anlamına gelmektedir. Ustası bir kuyumcuydu ve onun yanında çalışarak resim sanatına merak salar. Böylece zamanla kendini geliştirir ve Andrea del Verrocchio’nun izinden gitmeye başlar.
Resim sanatındaki başarısı hızla büyür. Öyle ki, kendine ait bir üslup oluşturur. Genelde eserlerinin konularını, mitolojiden ve dinden alırdı. Ayrıca kalabalık ve çok renkli eserler yaratırdı. Geçmişteki kuyumculuk deneyiminden ötürü, ince işlemeler konusunda oldukça başarılıydı. Öte yandan başarısı zamanla yayılır ve Papa IV. Sixtus, Vatikan’da bulunan Sistine Şapeli’nde resimler yapmasını ister. Rönesans dönemine yeni bir görüş kazandıran Botticelli, alışılmış tekniklerden sıyrılarak “ Bireycilik” akımını oluşturur.
Eserleri, zarif, akıcı ve oldukça güzeldir. En bilinenleri, La Primavera, Venüs’ün Doğuşu, Apelles’e İftira ve bugün inceleyeceğimiz Venüs ile Mars.
Yunan Mitolojisinde Venüs ile Mars Aşkı
Yunan mitolojisinde yer alan bir yasak aşk hikayesidir. Venüs ( Aphrodite) güzelliğin tanrıçasıdır. Mars ( Ares) ise, savaşın tanrısıdır. Venüs, Hephaistos ile evlidir. Ancak kocasını hiç sevmez, onu çirkin ve kaba bulurdu. Öte yandan Mars ise, Venüs’e delilercesine aşıktır ve ona sürekli güzel hediyeler alırdı. İkili sürekli Hephaistos’tan gizli kaçamaklar yaparak beraber olurlardı. Ancak Güneş’in onları görmesinden ve Hephaistos’a şikayet etmesinden çok korktukları için hep saklanırlardı. Ayrıca Mars, Venüs’le beraberken Güneş’e yakalanmamak için, arkadaşı Alectryon’un bekçilik yapmasını istedi. Bir gün, Venüs, Mars ile beraberken, Alectryon, bekçilik sırasında uykuya dalar ve Güneş doğduğunda onları görür. Güneş hemen, Hephaistos’a durumu anlatır. Son derece üzülen ve sinirlenen adam, intikam planları kurar. Demirci olan Hephaistos, onları yakalamak için görünmez bir ağ yapar ve yatak odasına yerleştirir. Venüs ile Mars durumdan habersiz bir şekilde yatağa giderken ağa takılırlar. Böylece Hephaistos onları yakalar ve bütün tanrılara rezil eder. Fazlasıyla aşağılanan ikili, farklı adalara yerleşerek evlerini terk ederler.

Botticelli’nin Venüs ve Mars Eseri
Sandro Botticelli eseri, 1483 yılında yapmıştır. Ebatı, 69 cm x 1,73 m olarak belirlenmiştir ve bildiğimiz kadarıyla, yatak başlığının üzerine yerleştirilmesi için boyutlandırılmıştır. Öncelikle, mitolojiden de bildiğimiz üzere, bu eser, yasak aşkı tasvir eder. Venüs, resmin merkezindedir. Mars ise ikinci plandadır. Venüs, dinç, uyanık ve hazır dururken, Mars, uyku halindedir. Silahsız ve çıplaktır ve bu durum onu tamamen savunmasız kılar.
Resmin arka planında yarı insan yarı keçi olan Satyr’ler bulunur. Mitolojide Satyr’ler, oyunu, sarhoşluğu ve aşkı simgeler. Bebek Satyr’ler, Mars’ın silahlarıyla oynayarak onunla dalga geçerler. Bir tanesi Mars’ın kulağına doğru gürültü yaratıp onu uyandırmaya çalışır, ancak o kadar derin uyur ki hiçbir işe yaramaz.

Eserdeki sahne bir birlikteliği anlatır. İkilinin yaşadığı kaçamaktan bir sahnedir. Öte yandan, uyuyan ve savunmasız olan Mars ve tetikte olan Venüs ile anlatılmaya çalışılan şey, aşkın savaştan daha üstün olduğudur.

Ufuktaki deniz manzarası Venüs’ün doğduğu sahili tasvir ederken, Satyr’in elindeki deniz kabuğu ise, Venüs’ün çıktığı kabuğu temsil eder.

Marsın kafasındaki arılar hakkında, aşkın yarattığı acıları simgelediği düşünülür. Ancak bir başka teori ise, resmi sipariş eden Vespuci ailesiyle alakalı olabileceği yönündedir. İtalyanca’da Vespuci, “ minik eşek arıları” anlamına gelmektedir. Bu nedenle esere, onlar için ufak bir ayrıntı eklemek istemiş olabilir.
Sonuç olarak Mitolojideki bu yasak aşkı, eserde oldukça temiz bir şekilde görebiliyoruz. Venüs’ün tiplemesi, Sandro Botticelli’nin “ Venüs’ün Doğuşu” eserindekiyle aynı olması dikkat çekiyor. Saf ve bir o kadar da hareketli olan bu eser günümüzde, Londra’daki Ulusal Galeri’de sergilenmektedir.
Botticelli en sevdiğim ressamlardan biri, detaylı ve anlamlı…