Eserleriyle baş başa kalınca, Pelin Toğrul aslında kimdir?
Pelin Toğrul doğada huzur bulan ve bundan ilham alan bir doku sanatçısı. Her geçen gün artan binalarla bunun git gide bir özlem olmasından korkan, günlük yaşamda unutulan doğaya önem göstermemiz gerektiğini vurgulayan ve izleyiciye anlatmaya çalışan bir sanatçı.

Atölyenizin kapısını kapatıp tuvalle baş başa kaldığınızda, orası bir terapi odası mı yoksa bir savaş alanı mı?
Atölye benim için bir terapi odası ama bu terapi odası sessiz veya hafif arka plan müzikli olmasına rağmen boyaların ele geçirdiği bir savaş alanı. Her yerde daha önce yapılmış çalışmalardan izler var. Çalışmalar duvarlarda doğanın sakinliğini hissettirirken, izler çalışmalarıma verdiğim emeği hatırlatıyor ve motive ediyor.
Eserleriniz arasında sizin için ayrı bir yere sahip olan bir çalışmanız var mı? Varsa hangisi?
Tüm çalışmalarımın benim için ayrı bir yeri var ama sanırım doğayla ilgili çalışmalarla birlikte kendi tarzımı oturtmaya başladığım çalışmalarımın benim için yeri apayrı. Soyut eskitme çalışmalardan daha somut daha renkli ve canlı çalışmalara geçişimi kendi içimdeki dünyamı yansıtmam olarak görüyorum. Mesela Dev Deniz Kabuğu (Görsel 1) ya da Deniz Kaplumbağaları (Görsel 2) çalışmalarım, denize daldığımda karşılaşmak istediğim görselleri yansıtıyor. Evler serisi (Görsel 3) her geçen gün artan binalaşmaya karşı sessiz bir protestoyu gösteriyor. Son yaptığım pencere ve kapılar serisi (Görsel 4) ise her ay dışarıya baktığımda bana hatırlattığı anıları canlandırıyor. Bu çalışmalar beni daha huzurlu, daha mutlu, daha iyi hissettiriyor.













Seyircinin sizi anlaması sizin için önemli mi? Yoksa bilinmezlik yaratmak daha mı eğlenceli?
Kesinlikle seyircinin beni anlamasının önemli olduğunu düşünüyorum çünkü aslında bir mesaj veriyorum. Doğayı korumanın, önem vermenin, saygı göstermenin hepimiz için hayati bir önem taşıdığını, hem ruhsal hem de bedensel sağlığımız için gerekliliğini ve Dünya’nın varlığını sürdürebilmesi için olmazsa olmaz olduğunu hatırlatmak istiyorum. Dokunulabilir çalışmalarımla bunu güçlendirip hissetmelerini sağlıyorum. (Görsel 5)

İlham almayı sevdiğiniz 5 isim verebilir misiniz?
Ben asıl ilhamı doğadan alıyorum. Bu yüzden Art Nouveau dönemine kendimi daha yakın hissediyorum. Özellikle Antoni Gaudi’nin eserleri beni çok etkiliyor. Hatta Casa Battlo’dan esinlenerek ev serisini (Görsel 3) ortaya çıkarmıştım. Bu evler, doğayı yok ettiğimiz takdirde gelecekte insanların binalarını doğa sembolleriyle süsleyip kendilerini avutacaklarını vurgulayan çalışmalardı. O dönemden ilgimi çeken diğer sanatçılar Emile Gallé ve Gustav Klimt.
Bunun dışında çalışma tekniğime benzer yerli / yabancı sanatçıları takip ediyorum.
Sanat hayatınızda yaptığınız ve sonradan “İyi ki de batırmışım, harika bir şeye dönüştü!” dediğiniz en güzel yaratıcı kaza neydi?
Sıvayla ilk kez baş başa kaldığımda her ne kadar eğitimini almış olsam da uygularken çok çekinceli davranmıştım. Bir keresinde kat kat yerine tek seferde birkaç katlık sıvayla uygulama yapmayı denedim. Çok yoğun olduğu için çok zor kurudu, kururken bazı bölgelerde çatlaklar oluştu. Bunun üzerine etrafına ve çatlak olan bölgelere eklemeler yaparak onu bir ada haline getirmeye karar verdim. Renklendirdikten sonra bence çok güzel bir çalışma ortaya çıktı. (Görsel 6)

Sizce sanat dünyasındaki rekabet yorucu mu, yoksa ilham verici mi?
Ben sanat dünyasında rekabet olduğunu düşünmüyorum, düşünmek istemiyorum. Zaten sanatçı yaptığı çalışmaları sergilerken, duyurmaya ve görünmeye uğraşırken hem maddi hem manevi çok çaba harcıyor, bir de başka sanatçılarla rekabet içinde olması yıpratıcı olur diye düşünüyorum. Sanat insanın kendi hissettiklerini yansıtması olduğunu düşünürsek sanattaki rekabet ancak sanatçının kendisiyle olabilir. Kendini geliştirebilmesi kendiyle olan rekabetinin sonucu diyebiliriz. Teknik, malzeme ve sanatsal akımların kullanılış şekliyle ilham verici olabilmesi bir tür rekabet sayılabilir.
Sanat dünyasının kabul ettiği kurallardan bugüne kadar yıktığınız en büyük “kural” ne oldu?
Bu soru çok hoşuma gitti. Sanat dünyasının kabul ettiği kurallardan “eserlere dokunulmaz” kuralını yıktım. Bu aslında benim bir sanatsal çalışmaya karşı içimden geçen duygunun dışa vuruşundan kaynaklanıyor, dokunarak kendimi o çalışmayla bütünlenmiş hissediyorum. Aslında çalışmaları sadece dokunarak da değil mümkün olan tüm duyularımızla algılamamız gerektiğine inanıyorum. Bu yüzden sergi ve fuarlarda sadece görsel değil, dokunsal, işitsel ve kokusal duyulara da vurgu yapmaya çalışıyorum.
Bazen bir resmi yaparken yarıda bırakıp, “Bu olmadı” diyerek üzerini tamamen başka bir renkle kapattığınız anlar oluyor mu?
Renklerle oynamayı çok seviyorum, birkaç rengi karıştırarak farklı tonlar yaratmak hoşuma gidiyor. Şu ana kadar “Bu olmadı” dediğim bir çalışma olmadı çünkü çalışmalarım kat kat sıva ve renklerden oluştuğu için hangi katın son kat olacağını gidişat içinde yeniden düzenleyebiliyorum. Ancak kuruduktan sonra renk içime sinmediği için aralara ya da üzerlerine farklı tonlar eklediğim çalışmalarım var. Özellikle gökyüzü ve deniz üzerine daha çok tonlamalar yapıyorum. (Görsel 7)

Çevrenizdeki dünyayı (sokakları, insanları, doğayı) normal bir insan gibi mi görüyorsunuz, yoksa zihniniz onları sürekli birer tablo kadrajına mı sokuyor?
Doğa olunca daha dikkatli inceliyorum. Hayvanları, ağaçları, böcekleri vs. inceleyebildiğim kadar yakından inceleyip bazen fotoğraflıyorum, ismini bilmediklerimi araştırıyorum. Bu sayede doğayı daha yakından tanıyorum. Böylelikle aslında tüm incelediklerim kafamdaki tablolarda şekillenmeye ve yerini bulmaya başlıyor.
“Asla yapmam, tarzıma tamamen ters” dediğiniz bir sanat akımı var mı?
Pop Art diyebilirim sanırım, her ne kadar çok renkli ve eğlenceli olsa da bana çok duygusuz ve alaycı hissettiriyor.
İlk yaptığınız tablolardan biriyle, bugün atölyenizde duran son tablonuzun arasında bir fark var mı? Tarzınız ne yönde değişti sizce?
İlk yaptığım çalışmalar daha çok soyut ve eskitme tarzıydı. (Görsel 8) Daha sonra doğa temasıyla varak / metalik parlatma ve eskitme tekniğini denedim. (Görsel 9 ve 10) En sonunda da doğa temasına sadık kalıp doğanın gerçek renklerini kullanarak, dokuları ön plana çıkarmaya başladım. (Görsel 11) Tarzım ilk güne göre çok farklı, kullandığım malzeme aynı ama ortaya çıkan çalışmalar, bana daha renkli ve daha iç açıcı geliyor. (Görsel 12)
Website: www.pelintogrul.com
Instagram: @pelintogrul
Linkedin: https://www.linkedin.com/in/pelin-bagcivan-togrul-462909b https://www.linkedin.com/company/pelintogrul/







