İçeriğe geç

Boyut Fanzin ile Keyifli bir Soru-Cevap

Fanzinler arasında adını sıkça duyuran Boyut Fanzin bugün bizlerle! Sanatı, yazı ve tasarımlarıyla besleyen genç yazarlarımızın özenle oluşturduğu Boyut Fanzin’ini daha yakından tanımak için onlara sorular sorduk, onlar da en samimi halleriyle bizleri aydınlattı. O halde hemen başlayalım!

Hoş geldiniz, bizlerle buluştuğunuz için çok mutluyuz! Sizi yakından tanımayı çok isteriz, bu nedenle sizi, hikayenin en başına götürmek isterim. Boyut Fanzin olarak hikayeniz nerede ve nasıl başladı? Adım adım nasıl ilerlediğinizi bizimle paylaşır mısınız?

Merhabalar, hoş bulduk! Aslında hikayemiz lisede tanışmamızla başlıyor. Biz farklı şehirlerden lise için bir  başka şehre gelmiş üç arkadaşız. Liseyi yatılı okuduk. Dolayısıyla birlikte vakit geçirecek çok zamanımız vardı. Aynı zamanda edebiyata ve kültür-sanata olan ilgimiz de bu birlikteliğimizle  başlıyor. Bizim hikayemiz aynı sıralara oturmakla, aramızda kitap değiştirmekle başladı  diyebiliriz. Bu anlamda içimizde hep bir şey üretmenin hevesi vardı. Nihayetinde aramızda fanzin çıkartanlar, dergilere yazı gönderenler olmuştu. Boyut Fanzin’in hikayesi ise liseden  mezun olduktan sonra o arkadaşlardan birinin telefonuyla başladı. Daha sonra toplandık ve daha önce yayımlanmış ulaşabildiğimiz farklı fanzinlerin içeriklerini, tasarımlarını ve baskılarını  inceledik. Neler yapmak istediğimizi ve neler yapmak istemediğimizi konuştuk. Ardından isim  arayışına girdik. Bu süreç bizim için biraz sancılı ancak keyifliydi. İsmimizi de belirledikten  sonra baskı maliyetlerini belirlemek ve bunu en aşağıya çekmek için dükkan dükkan gezip  pazarlık yapmaya başladık. Ardından da bizim için en uygun yerleri seçip ilk sayının  hazırlıklarına başladık. Şimdiyse kapaklarımızı Cağaloğlu’nda basarken, iç baskıyı Kadıköy’de  yapıp birleştiriyoruz. Anlayacağınız Boyut, okurla buluşmadan önce hikayesine kıtalar arası bir yolculukla başlıyor. 

Güzel dostluklardan, güzel projeler yarattınız! Peki neden “Boyut” adını kullandınız, bir anlamı var mı? 

Kişisel olarak isimlerin, anlamlarının yanı sıra belirli şeyleri simgelemesi ya da bir hikayesi  olması gerektiğine inanıyoruz. Bu soruya da kelimenin bilinen anlamını açıklamak yerine  hikayesini anlatmanın daha doğru olduğunu düşünüyoruz. İsim bulmak için birkaç sefer  toplandık açıkçası. Bunlardan bir tanesinde eski yeni bir sürü kelimeyi isim olarak önerip ve  bunlarla bağlamlar yaratmaya çalışırken, arkadaşlarımızdan birisi şu anda Eco okuduğunu  belirterek durdu ve dedi ki; “Sınırları olmayan şeyin boyutu yoktur. Boyut ile sınırsız olmaya  çalışalım.” Ancak bunun Eco’yla tek alakası; bu arkadaşımızın Eco’nun yorumuna yaptığı  bir yorum olmasıydı elbette 🙂 Daha sonra bu ismi benimsedik ve yolumuza devam ettik. 

“Boyut” kelimesini tanımlayabilecek en güzel söz! Biz ekibin geri kalanını da merak ediyoruz açıkçası. Siz üç arkadaşın dışında, bir ekibiniz var mı? Varsa nasıl tanıştınız ve ekibi nasıl topladınız?

Bizler ana alanları edebiyat olmayan, edebiyatı, kültür ve sanatı birer kaçış aracı olarak gören  arkadaşlığı lisede başlayan üç üniversite öğrencisiyiz. Aslında fanzinde sabit olarak yer alan  sadece biz varız. Tasarımı, baskıyı ve dağıtımı her sayı görev dağılımı yaparak planlıyoruz.  Anlayacağınız, standart ya da düzenli bir yazar kadromuz yok. Bunu tercih de etmiyoruz.  Fanzini oluştururken amaçlarımızdan bir tanesi de kendimize nefes alacak bir alan açmaktı.  Bunun yanı sıra başkaları için de bu alanı sağlamak amaçlarımız arasında yer alıyor elbette. Fanzini, farklı edebi ve estetik görüşü olan insanlar için ortak bir platform olarak görüyor ve bu hareketlilikten, farklılıktan ve değişimden keyif alıyoruz. 

Boyutlar fanzin 1

Yani samimi ve “biz bize” dediğimiz bir ortamınız var diyebiliriz. Peki fanzine farklı yazarlardan yazı alırken belirli kriterleriniz oluyor mu? Yazıları ve tasarımları belli  bir filtreden geçiriyor musunuz? 

Aslında hayır. Kişilerin özgeçmişleriyle, kim olduklarıyla ilgilenmiyoruz. İlgilendiğimiz kısım eserler. Her sayıyı yayımlamadan belirli bir süre önce “Boyut Fanzin’den Açık Çağrı” isimli bir çağrı yayımlıyoruz. Bu çağrıda belirli bir tarih ve kabul ettiğimiz eser türleri bulunuyor. Bu eserleri inceliyoruz ve aramızda yaptığımız seçimde oy çoğunluğunu alan eserlere sayıda yer veriyoruz. Bu eserleri de elbette ki kişisel estetik zevklerimizi göz önünde bulundurarak inceliyoruz. Geçirdiğimiz tek süzgeç estetik zevklerimiz. 

Bahsettiğiniz kendi estetik zevkleriniz ve bütün bu eser çalışmalarınız için ilham aldığınız kaynaklar oluyor mu? 

Elbette ki oluyor. Hatta her şey ilham aldığımız bir kaynağa dönüşebiliyor. İsim arayışındayken “Eco” bize yol gösterdi. Bazen düşünmeden, sırf keyif aldığımız için ürettiğimiz yayımlarda bize Orhan Veli eşlik etti. Bazen sokakta gördüklerimizden, bazen de dinlediğimiz, şahit olduğumuz  insan hikayelerinden etkilendik. İşte tam da bu noktada sınırlarımızın olmadığını söyleyebiliriz. Her şey her şeye, herkes herkese kaynak olabilir. Çünkü kıymetli olanın, farklıların bilincinde  yeni bir şey üretmek olduğuna inanıyoruz.  Doğrusunu söylemek gerekirse ekip içerisindeki kaynakların çeşitli olması da bizi bazen  zorluyor. Temelde lisede aynı eğitimi almamızdan dolayı benzer zevklerimiz olsa da bu  zevklerimizin zamanla farklılaştığını fark ettik. İlk sayılarda daha klasik tarzda eserlere yer  verirken artık yeni tarzların denendiği eserleri yayımlama konusunda daha istekliyiz. Ekibin  içerisinde halen klasik eserlere tutkusu süren arkadaşımız da bulunuyor ancak kendisinin tek  başına oy çokluğunu yakalaması genelde biraz zor oluyor 🙂 Aslında şu anda başlangıçta beslendiğimiz kaynaklardan çok daha fazlasıyla besleniyoruz. Yeni ve farklı şeyler denemeye daha fazla istekliyiz ki, sıklıkla yeni şeyler denemeye de çalışıyoruz.  

Çağdaşın peşinden ilerlemek çok doğru bir adım olabilir. Bir fanzin olarak yenilikçi ve özverili olan eserleriniz kadar sloganınız da dikkat çekici, “Kendini hazır hissettiğinde çıkan edebiyat ve kültür – sanat fanzini” bu söz iddialı ve öz güvenli bir duruş sağlıyor. Sizin Boyut Fanzin olarak duruşunuz ne yönde, hangi fikirleri savunuyorsunuz?

“Kendini hazır hissettiğinde çıkan edebiyat ve kültür-sanat fanzini”, “Ne sıklıkla  yayımlayacağız?” sorusuna verilmiş bir cevaptır aslında. Kendi planlarımızı yapabilmek için  kabaca bir takvim oluşturma ihtiyacımız vardı. Bu takvimi oluştururken bir süre koymak pek  istemedik. Çünkü koyduğumuz süre içerisinde fanzini yetiştirebilmek için içimize sinmeyen bir  sayı ortaya koyabilmek fikri bizi rahatsız etti. “Acelemiz yok. Ne zaman içimize sinerse o  zaman yayımlarız.” gibi bir düşünceyle hareket ettik. Yeni sayı için çağrı yayımlarken de bir  son tarih belirliyoruz ancak o tarihten sonra da eğer içimize sinmezse sayıyı yayımlamak için  bekliyoruz. Fanzin kültürünü es geçmeden ‘fanzin’ olgusuna biraz esnek bakıyoruz. Bizim için fanzinin standardize bir formu yok. Örneğin, “Fanzin, siyah-beyaz olmalıdır. Fanzin, fotokopi kağıdıyla  basılmalıdır.” gibi düşüncelerle yapılmak zorunda olduğunu düşünmüyoruz. Elbette ki bu şekilde de yapılabilir ancak “Bunları yapmayanlar fanzin değildir” fikrine de sıcak bakmıyoruz. Fanzin fikrinde temelde bizim de benimsediğimiz noktalar var ancak pek dokunulmaz değiller açıkçası. Benimsediğimiz ve değiştirmeyeceğimiz iki nokta var; Birincisi kar amacı gütmemek. İkincisi ise hiçbir şartta dışarıdan herhangi bir müdahaleyi kabul etmemek. Belki de üretimimizi farklı bir form yerine fanzin ile yapmamızın temelinde bu yatıyor. Bu kolektif hareketi seviyoruz. 

Her fanzin özgür ve hür olmalı elbette. Sizin de bu algıyı benimsemiş olmanız harika! Fanzininizde dikkatimizi çeken bir söz daha var, “Kapı’yı beraber aralayalım” diyorsunuz, bu cümleyi bize biraz açabilir misiniz? 

Hikayelere, yola ve rastlantılara tüm kalbimizle inanıyoruz. En ince ayrıntısına kadar  düşündüğünüz şeylerde bile yolda karşılaştığınız şeylerle rotanız birdenbire hiç beklemediğiniz  bir yöne dönebiliyor. Bir anlamda da “Kervan, yolda düzülür” diyoruz. İlk sayı için  tasarladığımız kapakta bulunan kapıyla birlikte başlayan hikaye, diğer sayılarda da anlamını güçlendirerek kapakta yer almaya devam etti. Kapı, bizim için hikayemize yoldayken kattığımız metaforlardan bir tanesi oldu. Bir anlamda kapı, hep ardındakini gizlemekle  meşguldür. Hep iki şeyin arasına mesafe koyar. Kapıyı bir giz olarak yorumluyor ve kapının ardındaki anlamı ya da orada her ne varsa merak ediyoruz. Boyut’un yolculuğunu da hikayemizin bir parçası olarak görüyor ve okurlarımızı, eser gönderecek yazarlarımızı, çizerlerimizi de bu arayışa ortak olmaya davet ediyoruz. “Kapı’yı beraber aralayalım” açık bir davettir.

Başkalarını da, eserlerinizin bir parçası olması için davet etmeniz ve bunu samimi bir şekilde gerçekleştirmeniz çok güzel! Peki Boyut Fanzin’i yani, sizi, siz yapan özelliğiniz nedir. Diğer fanzinlerden ayıran bir özelliğiniz var mı?

Elbette ki. Farklılıkların büyüsü de oldukça etkiliyor bizi. Ancak diğer fanzinlerle olan farklılıklarımıza kendimizi yüceltmek ya da alçaltmak açısından bakmıyoruz. Bir yarış içerisinde değiliz. Aynı yolda, farklı şekillerle, farklı tarzlarla yan yana yürüyoruz ve bundan da oldukça keyif alıyoruz. 

Boyutlar fanzin 3

Farklılıkların büyüsü sanırım herkesi büyüleyen bir tutku! Ekipçe çok başarılı bir iş çıkarıyorsunuz ancak bildiğinizi üzere günümüzde ne yazık ki “fanzin” çok bilinen bir olgu değil. Buna rağmen fanzininizi nasıl tanıtıyorsunuz ve okurlarınızla nasıl paylaşıyorsunuz? 

Dağıtım konusunda çok başarılı olduğumuzu söyleyemeyiz açıkçası. Eksik olduğumuz noktalardan bir tanesi. Fanzini tanıtmak için kullandığımız araçların başında sosyal medya geliyor sanırım. Her şeyin ‘sosyalleştiği’ ve harcadığımız veri miktarlarıyla sosyalliğin ölçüldüğü ve bunun giderek de hızlandığı bir noktada başka şansımız da yoktu açıkçası. Onun  dışında sevdiğimiz, vakit geçirmekten keyif aldığımız kafelere, kitapçılara ve sahaflara bıraktık. Fanzine göz ucuyla bile bakan insanlara, hikayemizi anlattık. Bu şekilde tanıtma girişimlerimiz oldu. Ancak bu girişimlerimizin sebebi tamamıyla daha çok tanınmamızı istememiz değildi. Dürüst olmak gerekirse birçok kişi yaptığı işlerin, yayımlarının daha çok insana ulaşmasını ister. Biz de isteriz. Ancak bunların kim olduğu önemli. Ortak dili yakaladığımız insanları tercih  ederiz. Anlayacağınız popüler olmak gibi bir derdimiz yok. Aşinalık bizim için yeterli. Okurlarımızla paylaşma meselesine gelecek olursak, imkanlarımız ölçüsünde dağıtabildiğimiz yerlere dağıtmaya çalışıyoruz. İstanbul, Kocaeli ve Sakarya’ya her sayıyı eksiksiz olarak bırakıyoruz. Ancak diğer şehirler için bu pek mümkün olmuyor. Her ne kadar fanzinin basılı halini daha çok önemsesek de basılı haline ulaşamayan okurlarımız için her sayıyı internet ortamına yükleyerek çevrimiçi okunur hale getirmeye çalışıyoruz.

Son tarihini Yirmi Nisan olarak belirlediğimiz yedinci sayımızın çağrısını pandeminin başında, evlere kapandığımız dönemde süresiz olarak ertelemiştik. Fanzini basmadan çevrimiçi olarak yayımlamak istemedik. Bu süreçte ise Rastlantı ismini verdiğimiz çevrimiçi bir yayın hazırladık. Bu yayın yedi hafta boyunca her cuma yayımlandı. Rastlantı’yı hazırlarken üç yazı, on beş parça ve bir film önerisinden daha fazlasını vaat etmedik. Dışarıdan eser kabulüne kapalı olan bu yayında, fanzini hazırlayan üç kişinin imzasız olarak birer yazısı ve beşer parçası yer aldı. Kısıtlamaların hafiflemesiyle yeni sayımızı basabilir konuma geldik ve bu yayına son verdik. Buradaki amacımız kişisel olarak bir şeyler üretme gayemizin sekteye uğramaması ve okurla olan temasımızı azaltmak istememizdi. Rastlantı gibi farklı projelerle de pandemi  döneminde fanzini tanıtmaya ve okurlara ulaşmaya çalıştık.

Umarız ileride “fanzin” çok daha bilinir bir hale gelir ve daha fazla okuyucuya ulaşabilme imkanınız olur! Biraz biraz tarzınızdan bahsedelim, özellikle dikkatimizi çeken bir şey var o da, her fanzini özlü sözle kapatıp bir sonrakine anlamlı bir önsözle giriş yapmanız. Hiç bu tarzınızı değiştirmek istediniz mi? Çizginizi okurlarınıza göre mi belirliyorsunuz yoksa kendi tarzınıza siz mi yön veriyorsunuz? 

Arka kapakta paylaştığımız dizeler, alıntılar, sevdiğimiz, ilham aldığımız eserlere ve yazarlara ait. Bizim için kıymeti olan şeyler. Paylaştığımız çizimler ve fotoğraflarla bu alıntıların bizim için anlamını güçlendirerek okurlara iletmeye çalışıyoruz. Önsöz olarak adlandırabileceğimiz giriş yazılarımız ise dört sayıda bir değişiyor. Aslında her yıl On Aralık’ta yayımladığımız özel  sayımızla değişiyor. On Aralık, Boyut Fanzin’in okurla ilk buluştuğu tarih. Biz de bu tarihi, her yıl aynı gün yayımladığımız ve diğer sayılardan farklı olarak dışarıdan eser kabul etmediğimiz bir sayıyla yaşatmak istiyoruz. Bu sayılardan ilki On Aralık On Dokuz tarihinde boş olarak yayımlandı. Bu sayıda Ursula K. Le Guin’in “İstekten arınmış ruh gizli olanı görür, hep isteyen ruh ise yalnızca istediğini” yorumundan yola çıkarak sayfalarımızı okurun hayal gücüne açtık. Bu arada bizim favorimiz yedinci sayfadaki şiir. On Aralık Yirmi’de ise daha önce var olmayan ve bizim oluşturduğumuz, anlam yüklediğimiz on beş yeni kelimeyi içeren bir sayı yayımladık.  Bu sayılar arasında geçen süreyi adeta birer kilometre taşı olarak görüyor ve hikayemizin  yönünü bu sayılarda değiştiriyoruz. Bu sebeple giriş yazılarımız On Aralık tarihinde değişiyor.  Doğruyu söylemek gerekirse tarzımızı seviyoruz. Boyut, bizim için kişisel bir şey. Bunu söylemekte de herhangi bir sakınca duymuyoruz. Önceleri üç kişi olarak başlayan hikayemizi okurlarla da paylaşarak büyütüyoruz. Bu sebeple sayıyı hazırlarken de kendi estetik zevklerimizi göz önünde bulunduruyoruz. Herhangi bir okunma kaygımız olmadığı için de bunu rahatlıkla yapabiliyoruz. Ancak okurlarımızın fikirleri bizim için yine de önemli. Eleştiri ve önerilere kulaklarımızı kapatmıyoruz.

Fikirleriniz çok değerli olmakla beraber yol gösterici bir niteliğe sahip! Okurlarınızı, ilk sayfadan son sayfaya kadar adeta bir yolculuğa çıkarıyorsunuz. Son olarak Freya Art takipçilerine ve sizi sevenlere vermek istediğiniz bir mesajınız var mı? Özellikle fanzin çıkarmak isteyen dostlarımıza ne gibi tavsiyelerde bulunabilirsiniz? 

Öncelikle size hikayemizi paylaşmamızı sağladığınız için teşekkür ederiz. Ve elbette herkese de iyi seneler temennilerimizi iletmek isteriz. Malum herkes için oldukça zor bir sene oldu. Geçtiğimiz sene, fiziksel mesafelerimizi açmak zorunda kaldığımızda, bu mesafeleri hissettirmeden ürettiklerimizle kapatmaya ve birlikte olmaya çalıştık. 2021’de daha çok birlikte olmayı diliyoruz. 

Fanzin çıkarmak isteyen dostlara tavsiye olarak aslında söylenebilecek çok şey olmasına  rağmen hiçbir şey söylememenin daha faydalı olacağı görüşündeyiz. Ancak yine de kendilerini en iyi şekilde ifade edebilecekleri formları kullanmalarını ve denemekten vazgeçmemelerini  tavsiye edebiliriz. Bir şey üretirken ya da üretmeye çalışırken en zor, belki de en kırılgan süreç, sabırla denemekten vazgeçmeyip, pes etmememe süreci. Diyeceğimiz şu ki; fanzin çıkarmak isteyen dostlarımız kendileri için en doğru yolu, yine kendileri deneyip yanılarak bulacaktır.

Güçlü ve harika tavsiyeleriniz ve iyi dilekleriniz için çok teşekkür ederiz! Sizi tanımak bir zevkti, esas biz size teşekkür ederiz emekleriniz için. Umarız Boyut Fanzin olarak bu yolda büyür ve bir sürü güzel işe imza atarsınız!

Etiketler:

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir