İçeriğe geç

Berk Cihan ile Dijital Sanat Hakkında Röportaj

Bugün, dijital çizim alanında kendini kanıtlamış ve başarılara imza atmış bir sanatçıyla sohbet edeceğiz, kendisi Berk Cihan! Bizlere sektördeki tecrübelerini ve düşünceleri aktaracak.

Öncelikle hoş geldiniz! Sizinle tanışmak bir zevk. Bugün sizi ve eğlenceli tasarımlarınızı konuşacağız ama başlamadan önce bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

Benim adım Berk Cihan. 1999 yılında Tekirdağ’da doğdum. 2021 yılında Balıkesir Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümünden mezun oldum. Şu an İzmir’de yaşıyorum, bir şirketin IT departmanında çalışıyorum ve aynı zamanda freelance olarak illüstrasyon ve içerik üreticiliği işlerime devam ediyorum. 

Dijital çizim yapmaya nasıl başladınız, ve bu yolculuğunuzda sizi en çok etkileyen şey neydi?

Dijital çizim serüvenim aslında çok da eskiye dayanmıyor. Ancak sektör, sizi bir noktada dijital çizim yapmaya itiyor. Hem teknolojinin geldiği nokta hem de erişilebilirlik ve projelerin teslimi gibi açılardan dijital çizim yapmak gerekli oluyor ve öte yandan bu benim de işimi kolaylaştırıyor. Çantama tabletimi atarak istediğim yerde çizim yapabiliyorum. Bu süreçte beni en çok şaşırtan şey ise kesinlikle dijital çizimin geldiği nokta. Çizimle uzaktan alakası olan kişiler bazen çizimlerimin dijital mi yoksa fiziksel mi olduğunu ayırt edemiyor.

Çizimlerinizi nasıl yaratıyorsunuz, baştan sona adımlarınız neler oluyor genelde?

Çizim yapmak için masama oturduğumda öncelikle çizmek istediğime karar vermem gerekiyor. İşin en zorlayan tarafının tüm sanatçılar için burası olduğunu düşünüyorum. Sürecin hiçbir noktasında çizimin son halini hayal edemiyorum. Kendimi sürece bırakıp eskizler atmaya başlıyorum. Bu eskizlerden emin olduğum noktalarda koyu ton giriyorum. Sonrasında bu koyu tonları da silip işin en zevkli kısmına geçiyorum: boyamak. Ben genelde tek bir boyayla kendimi kısıtlamadan ne kadar seçenek varsa karıştırırım; kuru boya, sulu boya, akrilik, markerlar, promarkerlar… En sonunda ise çizime bakmak kalıyor. Bazen içime siniyor, bazen sinmiyor ama bu süreçte keyif almaya bakıyorum. Biliyorum ki hiçbir zaman mükemmel olmayacak. Olmasına gerek de yok. Hayat da böyle değil mi zaten? İyi şeyler ve kötü şeyler hep olur. 

Peki çizimlerinizin temalarını nasıl belirliyorsunuz? Türkiye’nin gündemi eserlerinizi etkiliyor mu?

Kitlem büyüdükçe üzerimde toplumsal farkındalık oluşturmam için sorumluluk hissettiğimi söyleyebilirim. Ülke gündemi beni son derece yoruyor. Hele şu son zamanlarda olanlar… Hepimiz az buçuk aynı şeyleri hissediyoruz bence. Özellikle dijital çizimlerimi yaparken bazen salt olarak gündem konusunu belirleyip çizgilerimi atıyorum. Bunlar haricinde temalarımı belirlerken doğayı, mevsimleri, hayvanları ve en çok da bunları nasıl çizime en tatlı halleriyle yansıtabileceğimi düşünerek karar veriyorum. 

Çocuk kitabı çizimleri tasarlamayı neden tercih ettiniz? Çocukların dünyasına hitap etmek nasıl bir duygu?

Çocuk kitapları çizimleri tema olarak bana çok hitap ediyor. Gerçekliği bozmak ve bunu o rengarenk dünyada yapmak… Çizimlere baktıkça içimde hissettiğim o nostaljik hava… Çizimle hiç alakası olmayan insanları bile gülümseten resimler yaptığımı düşünüyorum. Bu sebeple 7 yaşındaki biri de 70 yaşındaki biri de çizimlerime bakınca iyi şeyler hissediyor. Böyle çizimler yapmayı bu sebeple çok seviyorum.

Bu sektörde ilham aldığınız isimler var mı?

Sosyal medya bu konunun yeni nesil temsilcisi benim için. İyi işler yapan sanatçıları gördükçe mutlu oluyorum. Geçmişten günümüze gelişen ve değişen teknikler ve dinamikleri yakından görme şansını elde ediyorum. Birkaç isim vermem gerekirse Beatrice Blue, Taryn Knight, Meggie Johnson yakından takip ettiklerim arasında. Türk sanatçılardan ise Gonca Mine Çelik, Gökhan Özdemir ve Deniz Oduncu gibi isimlerin çizim tarzlarını kendime yakın buluyorum ve ilham alıyorum.

Eserlerini sosyal medya üzerinden paylaşan bir tasarımcı olarak, günümüzde tasarımcıların sosyal medya üzerinden keşfedilmesi hakkında ne düşünüyorsunuz? Zorlukları veya avantajları var mı?

Sosyal medya tam anlamıyla bir “jungle.” Açıkçası bence içerik üreticisi olmak ve sanatçı olmak ikisi apayrı işler. Demek istediğim, sosyal medyada çok iyi işler çıkaran biri en iyi sanatçıdır diye bir şey olduğunu düşünmüyorum. Ancak sanat işleri genel anlamda reklam gerektiren bir sektör. Sosyal medya bu anlamda size olanak sağlıyor. Bu, başlıca avantajı olabilir benim için. Ancak aynı şekilde başka biri için de en büyük dezavantaj olabilir. Büyük kitleler ve çizimlerinizle ilgilenebilecek kişilere ulaşmak için sosyal medyanın istediğini ona vermeniz gerekiyor. Sürekli aktif kalmak gerekiyor. Bu da aslında sanatınızı yaparken bunu biraz romantikleştirmek veya insanları güldürebilmeniz gerektiği anlamına geliyor. Sadece resimlerini paylaşan bir hesabı takip etmeyi çoğu kişi istemez.

Eserlerinizle alakalı gelecek projeleriniz var mı? Sergi, kitap veya farklı organizasyonlarda sizleri görebilecek miyiz?

Yakın zamanda çizimlerimin olduğu bir kitabın yayınlanacağını söyleyebilirim. Buradan bunun haberini vermiş olayım. Hâlihazırda iki dergide çizimlerimi yapıyorum. Projelerim için genel olarak acele etmemem gerektiğini düşünüyorum. Doğru zamanda doğru işlerin beni bulacağına inanıyorum, buluyor da.

Sizinle sohbet etmek harikaydı! Değerli vaktinizi bize ayırdığınız için teşekkürler. Umarım sanat yolculuğunuz hiç bitmez ve başarılara imza atmaya devam edersiniz!

Bu değerli ve düşündürücü sorular için Freya Art Ekibine teşekkür ediyorum.

Tasarımlarını incelemek için tıklayın!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir