İçeriğe geç

Felsefede Aşk: Aristofanes ve Platon’a Göre Aşk

Yüzyıllardır merak edilen, belki de herkesin bildiği ama kimsenin açıklayamadığı bir duygu, aşk. Nedir bu karmaşık duygular silsilesi ve nasıl bizi ele geçirip hayatlarımızı esir alabiliyor? Bu son derece güçlü ve destansı duyguyu felsefeciler sorgulamaktan çekinmedi. Peki felsefede aşk nedir? Aşk, derin ve ölçülemez bir tutku, aileye, sevgiliye, doğaya ve daha birçok şeye karşı yaşanılan, gözü kara bir duygudur. Aynı zamanda felsefe aşkı iki karşıt kişiye böler, Eros (yırtıcı) ve Agape (sevecen). Aşk bu iki kişi tarafından dengelenir ve zıtlıklarıyla birbirlerini tamamlarlar, aynı zamanda çift bu zıtlık sayesinde birbirlerine katlanabilme yetisine sahip olur. Sonuç olarak aşk, bir yaratıcılık, insanoğlunun eksikliğini tamamlayan bir birleşmedir. 

Aristofanes’e Göre Aşk

Felsefeciler arasında aşk tanımıyla öne çıkmış biri olan Aristofanes’e göre aşk mitolojik bir olaya dayanır. Mitolojiye göre, başlangıçta 3 cinsiyet varmış, kadın, erkek ve androgynos. Bahsettiği üçüncü cinsiyet olan androgynoslar iki bedenin birleşiminden oluşurlarmış, 4 bacağa, 4 kola, iki kafaya ve iki farklı üreme organına sahiplermiş. Bu şekilde yaratılmalarının sebebi bir bütün (holon) olmalarıymış. Çok güçlü olan bu cins, fazlasıyla zeki ve ileri görüşlüymüşler ve zamanla güçlenince de Tanrılara kafa tutmaya başlamışlar. Bu durum karşısında öfkelenen tanrılar onlara bir ceza vermişler, birbirlerine bağlı olan bedenleri ortadan ikiye ayırmak istemişler ancak şöyle bir durum vardır, androgynoslar hayatları boyunca sırtsırta yaşadıkları için hiç birbirlerinin yüzünü görememişler ve ikiye ayrıldıklarında diğer yarılarını tanımadıkları için ömürleri boyunca ruh eşlerini aramışlar ve hayatlarını buna harcayarak ölmüşler. Aristofanes aşkı buna yorumlar. Ona göre aşk, bir bütünün tekrar birleşebilmesi için parçaların birbirini aradığı bir durumdur. Yalnızca kendi yarısını veya benzerini bulmuş kişilerin aşkı ebedidir ve bu birleşmeyle kişi eksik olduğu yönlerini tamamlar. Aristofanes şöyle der “Her biri diğer yarısının hasreti içindeydi; bu yüzden, birlikte tekrar büyüyebilmek için birbirlerini sarıp sarmalarlardı. Aşk her insanda mevcuttur, aslımızdaki diğer yarımızı arar, iki kişiden bir kişi yapmaya çalışır ve insanın doğasından kaynaklanan yarasına ilaç olur. Her birimiz bir bütün insanın eşleşen yarılarıyız ve her birimiz bize uyacak o diğer yarımızın arayışı içindeyiz.”

felsefeci aristofanes kimdir

Platon’un Aşk Teorisi

İşte bunlar Aristofanes’in düşünceleriydi, onun gibi aşkı sorgulamış bir diğer felsefeci ise Platon’dur. Felsefe dünyasına adını yazdırmış, fikirleriyle öncülük etmiş felsefeci Platon, aşkı Aristofanes’e göre çok daha farklı yorumlar. Ona göre aşk, bir yönelmeden, talep etme eğiliminden doğar ve onu ilahi bir cinnet durumu olarak açıklar. Ruhsallığın en üst noktası olan aşka, anca bu ilahi cinnete varabilenler ulaşır. Aynı zamanda der ki “Çaresi ise, aşkta boğulmak ve onun kıyısında yok olmaktır.” Platon aşkı tanrısal bir deneyim olarak görür. Aristofanes’e karşı olarak ruhun belli bir eşi olduğuna ve aşkın aranıp bulunabileceğini inanmaz. Tam tersine, üzerine emek harcanılan ve büyütülen bir tutku olduğunu savunur. Platon, “Aşkın gözü kördür.” der, yani emeğin ve sabrın birleşimiyle oluşan aşk arayıp bularak değil, sıfırdan inşa ederek kazanılır.

platon felsefesi kavramları

Aşkın daha yüzlerce farklı tanımı vardır fakat, hala kesin bir yargıya varamadığımız karmaşık ama bir o kadar da naif bir duygu olarak asırlar boyunca hayatlarımızda varlığını sürdürmeye devam edecektir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir