Her gün onu biraz daha keşfetmek için tutuştuğun insanın, yavaş yavaş her sabah ilk iş baktığın aynaya dönüştüğünü görürsün. Sonraları ise olası bir yangının beraberinde yansımanı da tutuşturacağını anlamak, kolay iş olmasa gerekir.
Gitmek kolay olandır her zaman için. Kalan için bile. Kalanlar da gider. Giden, kalanda kalmak için bir sebep bırakmammışsa geride. Öyle sessiz bir gidiştir ki o kimseler fark etmez. En çok kalanlar gider halbuki…
Biri gelir sorarsa
Sana beni sorarsa
Gitti der misin
Gidiyorum ben sana
Benimle gider misin?
Noktasız – Özdemir Asaf
Peki ya tamamlanmış mıdır her şiir? Yoksa gönderilmemiş mektuplar gibi olanları var mıdır aralarında: yazan için yazılmış olduğu sonunda anlaşılan? Hiç gönderilmeyecekmiş gibi yazılan mektupların yazarlarıdır belki de hiç gelinmeyecekmiş gibi bekleyenler.

Bana “uzun mu yaşamak istersin, çok mu yaşamak” diye sorsalar hiç düşünmeden çok yaşamak diye cevap veririm.
İyi günler iyi dileklerle sevgilerimi sana tekrar ederim.
28 Haziran 1959 Pazar – Özdemir Asaf
Son mektup, son satırlar.
Hayatının başında uzun yaşamak hayalini hayatının sonunda çok yaşamak arzusuna karşılıksız değişen Özdemir Asaf da onlardandır belki de, kim bilir. Gençliğin hengamesinde büyük bir şevkle yazmaya başladığı hikayesinin ortasına geldiğinde kaleminin aşkına yenik düşmesi sonucu, soğuk denizlerin ufkunda kaybettiği Sabahtadır Asaf’ın baş karakteri. Göndermeden temize çekmeyi reddettiği mektuplarının ortasında darmadağın bir diklikle duran şair, kelimeleriyle bekler. Yazacak şiirler vardır elbet. Son kelimelerini buruk bir aşkın verdiği gurur ile sonlandıran şair, aşkın tek kişilik, sonsuz bir yaşam dansı olduğunun öğretir bize.
Ölünceye kadar seni bekleyecekmiş,
Sersem.
Ben seni beklerken ölmem ki…
Beklersem.
Duvara Astığım
Özdemir Asaf